1- SÜT SEKTÖRÜNDEKİ MEVCUT DURUM
Geçtiğimiz son iki yılda süt fiyatlarında yaşanan istikrarsızlık sonucunda başta süt üreticileri olmak üzere Ülke hayvancılığımız büyük kayıplar yaşamıştır.
2009 yılının ilk yarısında süt fiyatlarında yaşanan aşırı düşüş, damızlık niteliği taşıyan hayvanlarımızın kesilmesine, üreticilerimizin aşırı borçlanmasına ve üretimin azalmasına neden olmuştur.
2010 yılının Ocak ayında süte olan talep sonrasında, çiğ süt taban fiyatının ihale bölgelerinde 0,85 TL’ye ulaşması üretici sektörünü yeniden umutlandırarak yatırıma yöneltmiştir.
Ülkemizde, daha üç ay önce et ve süt açığı olduğu öne sürülerek bazı kesimlerce ithalat yapılması istenirken bugün ise tam tersine üretim fazlalığı olduğu gerekçesi ile fiyatların sürekli aşağıya çekilmesi, hatta sanayicinin süt bırakmaya başlaması düşündürücüdür. Bu gelişmeler tamamen spekülatörlerin yarattığı bir oyundur. Uzun yıllardır oynanmakta olan bu oyundan bazı kesimler haksız kazanç elde etmektedir. Süt fiyatları, üreticinin durumu göz önüne alınmadan tamamen alıcılar tarafından belirlenmekte olup, üreticiye büyük mağduriyetler yaşatılmaktadır.
2- SÜT FİYATLARINDAKİ GELİŞMELER
Bazı alıcı firmaların bahar aylarında süt üretimindeki artışı bahane ederek süt fiyatlarını gereğinden fazla aşağıya çekmelerinin en önemli nedeni; üretimdeki artışı değerlendirerek ürün stoklamaktır. Ürünlerini piyasaya sürme döneminde ise süt fiyatlarını körükleyerek ürününü en yüksek değerden pazarlamaya yönelik politika uygulamaktadırlar.
Süt fiyatlarının belirlendiği ihaleler Ülke genelini kapsamayıp, farklı bölgelerde farklı örgütlerce yapılmaktadır. Bazı bölgelerde ise, ihaleler 3 farklı örgüt tarafından yapılmakta buda alıcı ve örgütler arasında bölünmelere neden olmaktadır. Diğer önemli bir konu ise, bazı bölgelerde yapılan üç aylık ihalelerin sözleşme bitim tarihi beklenmeden süt fiyatlarının alıcı tarafından değiştirilmesidir.
Fiyat değişimleri genelde sütün örgütler tarafından toplanıp pazarlanmadığı Konya ve Ödemiş gibi bölgelerde uygulamaya geçilip Ülke geneline yayılmaktadır.
3- ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
- Hıfzıssıhha Kurulu Kararı ile tüm ülke genelinde gerekli altyapı oluşturularak sıcak süt toplanması yasaklanmalıdır.
- Sütler sadece örgütler kanalı ile toplanıp pazarlanarak üretim kontrol altına alınmalıdır.
- Süt destekleme primleri sütünü örgütler kanalı ile pazarlayan üreticilere verilerek örgütlenme teşvik edilmelidir.
- Sütünü soğuk zincir altında toplayan örgütlere teknik destek verilerek; sütte kalite ve verimlilik sağlanmalıdır.
- Süt fiyatları, Ulusal Süt Konseyi’nin belirleyecek olduğu Fiyat Bandına göre dönemsel olarak düzenlenmelidir.
- Sözleşmeler yıllık olarak yapılmalı, fiyatlar 3 ayda bir üretim maliyetlerine göre gerektiğinde tekrar düzenlenmeli ve Konseyin alıcı ve satıcıya önereceği fiyat bandına göre taraflar süt fiyatını belirlemelidir.
- Ulusal Süt Konseyine, gerektiğinde piyasalara müdahale etme yetkisi verilerek, gerekli kaynak tahsis edilmelidir.
- Süt fiyatları Konseyin önerdiği fiyat bandının altına düştüğünde piyasadaki fazla süt Ulusal Süt Konseyi tarafından çekilmeli ve süt tozuna dönüştürülmelidir. Bu uygulama fiyatlar normal seviyeye gelinceye kadar devam etmelidir.
- Sütün yetersiz olduğu ve fiyatların bandın üzerine çıktığı dönemlerde stoktaki süt tozu piyasaya sürülerek fiyatlar normale dönüştürülüp aynı zamanda tüketicinin mağduriyeti önlenmelidir.
Bugünkü Durum itibariyle, Süt Fiyatları ihale bölgelerinde 0,73 TL seviyelerine düşürülmüş olup, serbest bölgelerde ise 0,60 TL’ ye kadar gerilemiştir. Ayrıca, sanayici bazı bölgelerde süt bırakmakta ve bazı bölgelerde ise haftada 1-2 gün süt almamaktadır.
Nisan ve Mayıs ayında süt üretiminin daha da artacağı göz önüne getirilerek geçen yılki kayıpların tekrar yaşanmaması için piyasalara ivedilikle müdahale edilmelidir.
Geri