Geçen yıl süt fiyatlarında yaşanan aşırı düşüş sonucu üreticimizin ve ülkemizin yaşadığı kayıplar unutulmamalıdır. Arz fazlası üretimin olduğu bu günlerde süt fiyatlarındaki düşüş durdurulamadığı takdirde, daha fazla damızlık ineklerimizin kesime gidecek olması beni korkutuyor.
Geçen yıl büyük yara alan süt üreticisinin ikinci bir krizi kaldırabilmesi mümkün değildir. O nedenle süt fiyatlarının üreticinin sürdürülebilirliğini sağlayacak seviyenin altına düşmemesi için gereken tedbirler alınmalıdır. Sütte her yıl arz fazlası üretimin yaşandığı Nisan Mayıs ayları süt üreticisi için en zor dönemdir. Her yıl olduğu gibi sanayicinin yine bu üretimi kaldıramayıp fiyatları düşürmeye hatta sütü bırakmaya başlaması, haklı olarak üretici kesiminde büyük tepkilere neden olmaktadır.
Ancak bazı üretici örgütlerinin, sanayiciye karşı olan “taleplerimizi yerine getirmediğiniz takdirde bizde size süt vermeyiz” tavrı ile kesinlikle sonuç alınamaz. Hatta üreticiyi daha da kayba uğratacak, şovdan öteye gitmeyecek bu politikalar ile bir yere varılması mümkün değildir. Bugünlerde sanayiciye süt vermiyorum demek zaten fazlalığı olan sanayiciyi daha da rahatlatır ve üretici bundan hiçbir şey elde edemez.
Öncelikli çözüm, Ülkemizce teşvik kapsamında veya başka yöntemlerle dışarıdan ithal edilen süt tozu, tereyağı, kazein, protein vb. süt ürünlerinin ithalatı, süt fiyatları normal seviyeye gelinceye kadar yasaklanmasıdır.
Bir başka çözüm yolu da en fazla iki ay sürecek olan bu fiyat düşüşüne sebebiyet veren arz fazlası sütü piyasadan çekerek tozlaştırıp, depolamaktır. Bu süt tozları da ülkemizde dönem dönem piyasaya sürülerek ithalata gerek bırakmayacak ve piyasadaki fiyat dengesizliği de kendiliğinden istikrara ulaşacaktır. Bu tıpkı merkez bankasının dövize yaptığı müdahale gibidir.
Bu müdahale işlemi, direk olarak Tarım Bakanlığı’nca da yapılabilir. Ancak bu işlem, asıl bu amaçla kurulan Ulusal Süt Konseyi’ne yetki verilerek sağlanmalıdır.
Sektörde üretici menfaatleri her şeyden önce tutulmalıdır. Üretici hiçbir dönemde kesinlikle zarar ettirilmemelidir. Fiyat istikrarsızlığı en çok üreticiyi olumsuz olarak etkilemektedir. Dolaylı olarak buna bağlı tüm sektörlerde zarar görmektedir. Üreticimiz yeterince yıpranmıştır. Kimsenin üreticinin sırtından politika yapmasını doğru bulmuyorum. Ben de bir üretici temsilcisiyim. Fakat sanayici düşmanı da değilim! Üretici ve sanayici, aynı gemi içinde ayrılmaz bir bütündür. Bunların karşı karşıya gelmesi hiç kimseye yarar sağlamaz.
Bugünkü koşullarda, süt fiyatlarının 70 kuruşun altına düşmesi Türk hayvancılığını telafi edilemeyecek seviyede zarara uğratacaktır. Bunu önlemek için piyasalara mutlaka müdahale edilmelidir. Müdahalenin şekli “ben süt vermiyorum” deyip sütü dökmek değil, ithalatın durdurulması veya fazlalık sütün tozlaştırılıp stoklanması ile olabilir. Ancak bu şekilde fiyatlar normale dönecektir ve en sağlıklı çözümde budur.
Geri